BAHAR ALERJİLERİ


Bahar aylarında alerjilerin görülme sıklığı artmaktadır. Bu dönemde karşımıza çıkan alerjiler; alerjik rinit, alerjik konjunktivit, alerjik astım, egzema ve ürtikerdir. En tipik bahar alerjisi, halk arasında saman nezlesi olarak da bilinen mevsimsel alerjik rinitdir. Mevsimsel alerjik rinitte sıklıkla rastlanan allerjenler, solunan havadaki polenlerdir.

Polenler; ot, ağaç ve çiçeklerin üremelerinde görev yapan ve çapı ortalama 5-40 mikron arasında değişen küçük partiküllerdir. Polenlere ait klinik bulgulara, bu bitkilerin çiçeklerinin açtığı bahar mevsiminde rastlanmaktadır. Polenler rüzgarla veya böcek ve sinekler aracılığı ile etrafa yayılabilirler.

En çok alerjiye neden olan polenler arasında kızılağaç, fındık, zeytin, kavak, çayır otu, pelin, arpa, buğday, yulaf ve çavdar polenleri sayılabilir.

Ağaç polenleri en çok ilkbaharda (Ocak-Mayıs arası) etkilidir. Ülkemizde sık rastlanan ağaç polenleri kızılmeşe, fındık, zeytin, ıhlamur, aksöğüt, karaağaç, bazı çınar türleri, kavak ve bazı çam türleridir.

Çayır polenleri (ot polenleri) geç bahar ve yaz aylarında (Mayıs-Temmuz arası) etkilidir. Ülkemizde sık rastlanan çayır polenleri ayrık otu, kedi kuyruğu, delice otu, domuz ayrığı ve yumak otudur.

Yabani ot polenleri yaz sonu ile sonbahar arasında (Temmuz- Ekim arası) etkilidir. Ülkemizde sık rastlanan yabani ot polenleri pelin (yavşan otu), sinir otu, soda otu, kuzu kulağı, dikçam otu ve akkaz ayağıdır.

Sabah saatlerinde havadaki polen miktarı genellikle daha fazladır. Yağmurlu günlerde havada uçuşan polen miktarı azaldığından polen alerjisi olan kişiler rahat ederken, sıcak ve rüzgarlı günlerde polen yayılımı artar ve yakınmalar şiddetlenir.

Alerji, genetik eğilimi olan kişilerde çevresel faktörlerin etkisi ile ortaya çıkabilmektedir. Diğer alerjik durumların varlığı (egzema, astım gibi) ve nazal polipler diğer risk faktörleridir.

Polen alerjisi çoğunlukla 5-40 yaş grubundaki kişilerde görülmektedir. Her 5 kişiden biri etkilenebilir. Bu hastalığa yakalanan insan sayısı ise giderek artmaktadır.

İlk belirtiler çocuklukta ve gençlikte ortaya çıkar.

Sık rastlanılan semptomlar hapşırık, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, kulaklarda dolgunluk hissi, gözlerde sulantı ve kızarıklık, burunda, yumuşak damakta, kulak içlerinde, gözlerde ve deride kaşıntı, yorgunluk ve uykusuzluktur. Çocuklarda burnun elle yukarı doğru sürekli itilmesiyle, burun üzerinde allerjik selam olarak adlandırılan bir çizgi görülebilir.

Hayat kalitesini oldukça bozan bu rahatsızlık, çoğu kişinin iş ve okul durumlarını olumsuz olarak etkiler.

Semptomlar yaş ile birlikte hafifleyebilirken, gebelik döneminde daha da alevlenebilir.

Saman nezlesinden korunmada ilk adım, hastanın hangi polene karşı alerjisinin olduğunun saptanmasıdır. Bu amaçla hızlı ve kolay uygulanan deri testlerinden, kimi zaman da kan testlerinden yararlanılır.

Alerjik hastalıklarda, alerjenlerden kaçınma tedavinin temelidir. Ancak polenler dış ortamda soluduğumuz havada var olan alerjenler olup bunlardan tümüyle uzaklaşmak mümkün değildir.

Bazı yöntemlerle maruz kalınan alerjen seviyesi bir miktar azaltılabilir;

-- araba ve evlerin pencerelerinin kapalı tutulması,

-- polen yoğunluğunun en çok olduğu sabah erken saatlerde ve akşam saatlerinde dışarıya çıkılmaması, gerekirse maske takılması,

-- dışarıdan eve gelindiğinde giysilerin değiştirilerek yıkanması,

-- saçların yıkanması, banyo yapılması,

-- çamaşırların dışarıda kurutulmaması, mümkünse çamaşır kurutma makinesi kullanılması,

-- evde ve arabada klima kullanılması ve polen filtrelerinin sık sık değiştirilmesi

-- ev içi hava temizleyicilerin (HEPA filtre gibi yüksek etkili filtresi bulunan hava temizleyici cihazlar) kullanılması,

-- yatak çarşafları ve yastık kılıflarının düzenli olarak değiştirilmesi,

-- halı ve kilimlerin, haftada iki kez makine ile süpürülmesi,

-- toz, sigara dumanı, boya kokusu, parfüm gibi irritanlardan uzak durulması

İdeal olan kişinin alerjisinin olduğu bitkinin yetiştiği bölgeden başka bir yere taşınması gibi görünse de bir polene alerjisi olan kişi, yeni bir bölgeye taşındığında zaman içinde maruz kaldığı yeni polenlere karşı da alerji geliştirebilmektedir.

Günümüzde hastalığın oluşturduğu belirti ve bulguları kontrol altına almak için oldukça etkili ilaçlar kullanılmaktadır. Bu ilaçlar mevcut bulgulara göre değişmektedir. Örneğin burun nezlesinde antialerjik ilaçlar ve burun spreyleri, astımda hava yollarını genişletici ve tedavi edici ağızdan spreyler ve tabletler, derideki lezyonlarda antialerjik ilaçlar ve kremler etkili olmaktadır. Başka bir tedavi yöntemi aşı tedavisi olarak bilinen immünoterapidir. Bu yöntem günümüzde alerjik hastalıklarda tek kür sağlayan tedavi yöntemidir. Hastanın duyarlı olduğu alerjenler gittikçe artan dozlarda enjekte edilerek veya dil altına damla şeklinde verilerek uygulanır. Böylece vücudun o alerjene karşı duyarsızlaştırılması sağlanarak hastanın alerjik olduğu maddelerle karşılaştığında reaksiyon oluşturması önlenebilmektedir. Please enter search termsSon yıllarda özellikle polen alerjili hastalarda aşı tedavisinin etkinliği kanıtlanmıştır. Ancak genel olarak aşı tedavisi riskli bir tedavi yöntemi olup uygulama kararı ve nasıl yapılacağı, konu hakkında eğitim almış alerji uzmanları tarafından ve mutlaka hastane ortamında uygulanmalıdır.

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ ?

Bazı kişilerde alerjik oldukları polenle benzer aileden olan bitkilere karşı da alerji görülebilir. Buna çapraz reaksiyon denir. Örneğin, huş ağacı polenlerine alerjsi olanların fındık ve kızılağaç polenlerine de alerjik olmaları mümkündür. Çapraz reaksiyonlara polenlerle meyveler arasında da rastlanır. Örneğin, huş ağacı polenlerine alerjik olanların bir kısmında elma, armut, kivi, erik, şeftali, kayısı, havuç (çiğ), domates (çiğ), kereviz, fındık ve bademe karşı da alerjileri olabilir.


Şərhlər

Yüklənir...

Müəllif

Əlaqədar Məqalələr